İlham Verenler sohbetlerine devam ediyoruz. Bu haftaki konuğumuz Pegasus Hava Yolları Satış Grup Müdürü Burcu Alın Ardalı
İsterseniz önce bir teşekkür ile başlayalım. Hayatınızda birine teşekkür edecek olsanız bu kim olurdu ve neden?
Bana yol gösteren, kariyerime ve bugün olduğum kişiyi oluşturan karakterime katkı sunan çok insan oldu elbette. Ailem, dostlarım başta olmak üzere, bugün birlikte çalıştığım arkadaşlarım ve ekibime teşekkür etmek isterim. Yıllardır Pegasus’ta aynı tutkuyla, aynı heyecanla birlikte emek veriyoruz. Zor günlerde birbirimize sırtımızı dayadık, başarıyı birlikte büyüttük. Takım ruhunun ne demek olduğunu bana her gün yeniden hatırlattıkları için, sonsuz enerjileri, mücadeleci ruhları için teşekkür ederim. Her zaman çözüm odaklı duruşları sayesinde işimizi sadece bir görev değil, ortak bir tutku haline getirdik. Birbirimize duyduğumuz güvenle bu yolculuğu daha anlamlı ve keyifli hale getiriyoruz. Sadece iş arkadaşı değil, gerçek birer yol arkadaşı oldukları için minnettarım ve hepsine gönülden teşekkür ederim.
Sizi tanıyabilir miyiz, yaşamınızdaki kilometre taşlarından bahseder misiniz?
7 Ekim 1980 tarihinde, Ankara’da doğdum. Evliyim, kızım Defne 19 yaşında ve benden 7 yaş küçük bir erkek kardeşim var. Limon ve Zeytin isimli 2 tane de kedimiz var. Hem anne hem baba tarafından Karadenizliyim. Ailemizin büyük bir kısmı Arhavi’de yaşıyor.
Annem de babam da uzun yıllar memuriyet hayatının içerisinde kardeşimi ve beni yetiştirmeye çalıştılar. Her ikisi de bütün iş hayatlarını havacılık camiası içerisinde tamamladılar. Babam her ne kadar bizleri kariyer olarak farklı yönlendirmeye çalışsa da havacıların tabiriyle ‘kerozin kokusu’ küçüklükten kanımıza işlemiş olmalı diye düşünüyorum. İlkokul, ortaokul ve lise hayatım boyunca “babanın tayini çıktı” cümlesi akabinde, çok farklı şehirlerde yaşadık, dolayısıyla hep okul değiştirmek durumunda kalarak eğitim hayatıma devam ettim. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden 2003 yılında mezun oldum. 2 yıl kadar Ciner Grubu’na bağlı Park Holding’de Halkla İlişkiler Uzmanı olarak çalıştım. 2005 yılında Pegasus Hava Yolları’nda Satış Uzmanı olarak göreve başladım. 2013 yılına kadar olan dönemde, Satış Kıdemli Uzmanı ve Müdür Yardımcılığı görevlerini yürüttüm. 2013 yılından itibaren de Satış Müdürü olarak görevime devam ediyorum. Ekibimle Pegasus Hava Yolları’nın endirekt satış kanallarını yönetiyoruz. Bu departman, kendi satış platformlarımız dışında, aracılar vasıtasıyla yapılan satışları kapsıyor. Seyahat acenteleri, online platformlar, global dağıtım sistemleri, meta arama motorları, kurumsal firmalara satış yapan acente ve portallar, tur operatörlerinden yapılan satışların ve grup rezervasyonlarının yönetilmesi gibi konularının tümü bizim iş alanımızda diyebiliriz. Bu kanallar ile ürünümüzü, dünyanın her ülkesinde satılabilir hale getirirken, farklı yolcu segmentlerini havayolumuza yönlendirmek hem gelir hedeflerimize ulaşmamızı hem de marka değerimizi yükselterek fark yaratmamızı mümkün kılıyor.
Günlük yaşamınızda rutinleriniz var mıdır, varsa paylaşır mısınız?
Hayatımda en çok, sporu, sağlıklı beslenmeyi, kitap okumayı, devam ettiğim müzik atölyesini, doğa yürüyüşlerini rutinde tutmaya çalışıyorum. Çoğu zaman önceliklerim değişse de bu saydıklarımı sürdürebilmek için her seferinde motivasyonumu toparlamaya çalışıyorum.
Hayatın temposu içerisinde her zaman her şeye vakit ayırmak mümkün olmuyor, ama kendime iyi gelen bu alışkanlıkları sürdürebildiğimde hem iş hayatındaki yoğunluğu daha iyi yönetebildiğimi hem de kendimi daha dengede hissettiğimi fark ediyorum. Tüm bunlar aslında bana “önce sen iyi olacaksın ki çevrene de iyi gelebilesin” sözünü sık sık hatırlatıyor.
Kariyerinizde dönüm noktası olarak gördüğünüz en önemli kırılma anı neydi? Bu an, sizi nasıl dönüştürdü?
Kariyerimdeki en büyük kıvılcım anı, 2005 yılında Pegasus’ta işe başladığım dönemdi. Henüz ilk haftalardayken hamile olduğumu öğrendim. Hem iş hayatına yeni bir adım atıyor hem de anne olmaya hazırlanıyordum. Bu iki sorumluluğu aynı anda üstlenmek, o yaşlardaki beni epey zorlasa da sadece daha planlı ve organize biri olmamı sağlamadı; aynı zamanda güçlü ve dayanıklı kıldı.
Bir yanda hızla büyüyen, dinamik bir şirkette genişleyen bir sorumluluk alanım; diğer yanda büyüyen bir kızım vardı. Pegasus’un gelişen yapısı içinde, ben de zamanla büyüyen bir ekibin yöneticisi oldum. Her geçen yıl artan görevler, satış kanallarının dijital dönüşümü, teknolojiye adaptasyon ve beraberinde gelen zorluklarla birlikte kişisel sınırlarımı zorladım; sürekli öğrendim, empati ve sabırla kendimi her yıl yeniden tanımladım diyebilirim.
Özellikle kriz anlarında — ki 20 yılda saymakla bitmeyecek kadar çok kriz yaşadık. — ama özellikle tüm uçuşların durduğu, yaşamın sadece evlere sığdığı pandemi döneminde; işin teknik yönünün yanında, duygusal dengeyi de korumanın ne kadar önemli olduğunu fark ettim. O süreçler bana yalnızca kriz yönetimini değil, ekip yönetimini ve kendini iyi tutabilme halini de öğretti. Ekibimle birlikte yalnızca işleri değil, birbirimizi de taşıdık. Güven duygusu, dayanışma ve ortak hedeflere olan bağlılık hem o günleri aşmamızı hem de bugün daha güçlü olmamızı sağladı.
Böylesi dönemlerden geçmek, durumu hem iş hem duygusal anlamda yönetebilmek kimi zaman zorlayıcı olsa da beraberinde çok kıymetli öğrenimler getiriyor. Geriye dönüp baktığımda, bu yolculuk sadece kariyer değil; dönüşümün, gelişimin ve dayanışmanın da hikâyesi oldu benim için.
Bilinmeyen bir yönünüz var mı?
Dört yıldır bir perküsyon atölyesine katılıyorum. Müzik, özellikle ritimle uğraşmak hem odaklanmamı hem de zihnimi boşaltmamı sağlıyor. Aynı zamanda doğa yürüyüşlerine katılmayı çok seviyorum, Pegasus Trekking Kulübü’nün de bir üyesiyim.
Bir de sıkı bir gerilim romanı okuyucusuyum. Katman katman ilerleyen hikâyeler, ters köşeler beni her zaman cezbetmiştir. Bu üç alan — müzik, doğa ve kitaplar — iş dışında beni en çok besleyen uğraşlar diyebilirim.
Ekibinize alacağınız kişilerde nelere dikkat edersiniz?
Pozisyondan bağımsız olarak benim için en önemli kriter; öğrenmeye istekli, merak eden, gelişime açık biri olması. Sektörümüz çok dinamik, dolayısıyla hızlı adapte olabilen, değişime öncülük eden insanlarla çalışmak büyük fark yaratıyor.
Ayrıca ekip çalışmasına yatkınlık, sorumluluk alma konusunda gönüllülük, içtenlik ve iletişim becerisi benim için çok değerli. Bilgi ya da deneyim zamanla kazanılabilir, ama samimiyet, motivasyon ve birlikte üretme arzusu daha içten gelen şeyler. Bu duyguyu taşıyan biri zaten zamanla çok güçlü bir takım oyuncusuna dönüşüyor.
Sizce satış dahil hayatın her alanında kadın-erkek dengesinin sağlanması neleri değiştirebilir?
Kadın-erkek dengesinin sağlandığı ekiplerde çok yönlü bakış açısı, empati, detaycılık, kararlılık ve çözüm odaklılık gibi değerler de dengeleniyor. Satış gibi rekabetin, baskının ve hızın yüksek olduğu bir alanda bu denge hem iş sonuçlarına hem ekip kültürüne doğrudan yansıyor. Kadınların sezgileri, empati gücü ve çok yönlülüğüyle; erkek ekip arkadaşlarımızın doğrudanlığı ve analitik yaklaşımı bir araya geldiğinde gerçekten tamamlayıcı bir ekip ortaya çıkıyor.
Tam da bu yüzden, Sales Network çatısı altındaki Women in Sales Network (WISN) oluşumunun bir parçası olmaktan ve temsilcilik yapmaktan büyük gurur duyuyorum. Bu platform aracılığıyla genç kadınlara mentorluk yapma fırsatı buluyorum, aynı zamanda iş hayatında daha fazla kadının görünür olması için çalışıyorum.
Öğrencilere kariyer yolculuklarında neler tavsiye edersiniz?
Bu, öğrencilerle buluştuğumuz kariyer günlerinde en sık karşılaştığım sorulardan biri. Genellikle beklentiler yüksek, yollar net olsun isteniyor, ama aynı zamanda zamanla yarışan bir sabırsızlık da hissediliyor. Bunu yadırgamıyorum, çünkü gerçekten çok hızlı bir çağda yaşıyoruz. Ama tam da bu yüzden, belirsizliğe tahammül edebilmek, sabırla derinleşebilmek ve kendine yatırım yapmayı ertelememek çok daha kıymetli hale geliyor.
Ben gençlere ilk olarak “öğrenmeyi hızla tüketmek” yerine “öğrenmeyi derinleştirmeyi” öneriyorum. Bir işi sadece yapmak için değil; anlamak, sahiplenmek ve geliştirmek için yapmak büyük fark yaratır. Hangi işi yaparsanız yapın, ona ruhunuzu katabiliyor musunuz, asıl mesele bu.
Bir diğer konu da dönüşüm. Sadece işi değil, kendinizi de dönüştürebilme cesaretiniz var mı? Öğrendiklerini esnetebilmek, sorgulayabilmek, gerektiğinde yön değiştirmek ama bunu yaparken istikrarla devam etmek önemli. Bence kariyer dediğimiz şey, düz bir çizgi değil; inişli çıkışlı, esnek ama istikrarlı bir yolculuk. Bunu içselleştirebilen herkes zaten bir adım önde başlıyor.
Sevdiğiniz bir kitaptan beğendiğiniz bir paragrafı bizimle paylaşabilir misiniz?
Mitch Albom’un yazdığı Öğretmenim Mori ile Salı Buluşmaları gerçekten çok özel bir kitap. Her bölümü adeta bir yaşam dersi niteliğinde; hayata, zamana, insan ilişkilerine dair sade ama derin bir anlatımı var. Okurken durup düşündüren, kendi hayatını sorgulatan satırlarla dolu. Herkese gönülden tavsiye ederim; ne zaman dönüp baksanız başka bir yerinden sizi yakalayan türden bir kitap.
Sık kullandığınız bir atasözü var mı? Yoksa size göre herhangi bir durumu en iyi anlatan atasözü hangisi?
"Ne ekersen, onu biçersin" benim hayatımda ve iş yapış şeklimde sıkça rehber aldığım bir atasözüdür. Özellikle satış gibi emek, sabır ve ilişki yönetimi gerektiren bir alanda, attığınız her adımın, kurduğunuz her ilişkinin, gösterdiğiniz her çabanın mutlaka bir karşılığı olduğuna inanırım.
SALES NETWORK Topluluğu’nu başkalarına nasıl anlatırsınız?
SALES NETWORK, satış ekosisteminde çalışan profesyonellerin deneyimlerini hem birbirleriyle hem de genç nesillerle paylaşabildiği, ilham verici bir topluluk. Satış süreçlerinde öne çıkan iyi uygulamalar görünür kılınır, yenilikçi yaklaşımlar ödüllendirilir. Gençler, kariyerlerine yön verecek değerli tavsiyeler alırken, tersine mentorluk programı sayesinde bizler de onların bakış açısından öğrenme fırsatı buluruz. Aynı zamanda sektör bağımsız; hepimizi, her şirketi ilgilendiren konular üzerinde çalışma grupları kurulur ve ortak akıl geliştirilir.
Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda da sadece söylemle kalmayıp somut adımlar atar; özellikle kız öğrencilerin satış mesleğinde desteklenmesini hedefleyen projelerle geleceğin satış liderlerine fırsat eşitliği sunulmasını ben çok değerli buluyorum.
Kısacası SALES NETWORK, paylaşımın, gelişimin ve ilhamın bir arada olduğu, sosyal sorumluluk bilinciyle hareket eden güçlü bir profesyonel dayanışma ağıdır. Bu ağın bir parçası olmaktan dolayı çok mutluyum.