13.08.2025

Gül Sağır Aydın: Mentorluğun iş yaşamındaki önemini, kendi kariyer yolculuğumdan çok iyi biliyorum

İlham Verenler sohbetlerine devam ediyoruz. Bu haftaki konuğumuz TurkNet Büyümeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gül Sağır Aydın.

İsterseniz önce bir teşekkür ile başlayalım. Hayatınızda birine teşekkür edecek olsanız bu kim olurdu ve neden?

Kariyerimde dönüm noktası olan bir kişiye teşekkür etme fırsatım olsaydı, bu kişi kesinlikle Levent Burak Demiralp olurdu. Kendisi, kariyerimin başlarında uzman olarak çalıştığım şirkette Genel Müdür Yardımcısıydı. Ekibini yakından tanıyan, potansiyellerini fark edebilen vizyoner  bir liderdi. Levent Bey, genç yaşta olmama rağmen bana güvendi ve önemli sorumluluklar verdi. Demiralp, kariyerimin önünü açan insandır. Yollarımız zamanla ayrılsa da, o benim için her zaman bir mentor oldu. Desteğini hiç esirgemedi; en önemlisi, her zaman yanımda olduğunu hissettirdi. Bugün bulunduğum noktada onun katkısı ve güveni çok büyük.

Sizi tanıyabilir miyiz, iş yaşamınızdaki kilometre taşlarından bahseder misiniz?

Yıllarca pazarlama, CRM ve ürün yönetimi alanlarında çalışmış bir profesyonel olarak, teknolojinin dönüştürücü gücü, hızı ve yarattığı sihir etkisi beni hep heyecanlandırmıştır. 

Bu sebeple benim hikayemin başrolünde tam da hedeflediğim gibi teknoloji oldu. Gelenekselden dijital ekonomiye geçişe bire bir tanıklık eden bir pazarlama profesyoneli olarak teknolojinin sunduğu esneklik ve çevikliği iş yapış biçimime entegre etmeye ve böylece zamanı ve geleceğin ihtiyaçlarını yakalayan, fark yaratan, pazarlama dünyası adına yeni iş modelleri ‘icat’ eden, ezber bozan projeler içinde yer almaya çabaladım. 

TurkNet’e geçmem de yine benzer bir hikayeyi içinde barındırıyor. Çok önem verdiğim  verinin çok değerli olduğu ve aktif kullanıldığı bir şirkete, kariyerimde şimdiye kadar tüm öğrendiklerimi aktarabileceğim ve bu birikimimin şirketin büyümesini tetikleyeceği, tam da kendim gibi tutkulu, oyun bozan bir yapıya geçtim.  

Hikayenin en başına gidersek ise; Ege Üniversitesi İngilizce Ekonomi Bölümü’nden mezun oldum. Eğitimime İngiltere'de Business and Industrial Administration eğitim programında devam ettim. İş hayatımda telekomünikasyondan yapı gereçlerine, hazır giyimden perakendeye kadar çok farklı sektörlerde ve şirketlerde çalışma imkanım oldu. 

2004 yılında British American Tobacco'da iş hayatına adım attıktan sonra Alman dev FMCG firması Teekanne’de pazarlama yöneticisi olarak markanın yeni ürün ve pazarlama stratejilerinin yönetilmesinden sorumlu oldum.  2006 yılında Sabancı Gıdasa A.Ş şirketinde, ticari pazarlama ve marka yönetimi konularında görev almak üzere çalışmaya başladım. Bu süre zarfında yetenek havuzunda yer alarak özellikle inovasyon alanında özel projelerde yer aldım. 2007 ve 2016 yılları arasında yaklaşık 10 yıl Turkcell’de ticari pazarlama, perakende yönetimi, satış kanallarının dijital dönüşümü, şirketin yerelleşme stratejilerinin oluşturulması konularında, farklı yöneticilik unvanları ile görev yaptım. Bu dönemde Koç Üniversitesi’nde pazarlama ve yönetim alanında Turkcell Executive MBA programını bitirdim. Turkcell ve grup şirketleri ekosistemini kapsayan 350 kişilik ‘Tek Turkcell’ inisiyatifini proje lideri olarak yönetme fırsatım oldu. 2017 – 2020 yılları arasında Seramiksan ve Kiğılı'da Pazarlama Direktörlüğü ve İcra Kurulu Üyeliği görevlerini üstlendim. 2020 Ocak -2021 Temmuz arasında ise kişisel bakım sektörü firması Gratis'te Pazarlama ve E-Ticaretten Sorumlu Direktör ve İcra Kurulu Üyesi olarak çalıştım. 2021 yılında Boyner Holding'e bağlı Hopi şirketinde Genel Müdür Yardımcısı olarak tüketiciye dokunan tüm pazarlama, e-ticaret, ürün yönetimi, CRM, büyük veri ve müşteri deneyimi süreçlerini yönettim. Şirketin pazarlama teknolojileri ve finansal teknolojiler dönüşümünde rol aldım. Tukaş Gıda’da Bağımsız Yönetim Kurulu Üyeliği yapıyorum. 2024’te TurkNet’te CGO (Büyümeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı) olarak göreve başladım. Yaklaşık 50 kişilik Growth ekibimle, şirketin büyüme ve pazarlama faaliyetlerine liderlik ediyorum

Günlük yaşamınızda rutinleriniz var mıdır, varsa paylaşır mısınız?

İş dışında günlük yaşamımda çocuklarımın gelişimi ve toplumsal fayda odaklı faaliyetler benim için iki temel öncelik. Birçok dernek ve gruba üyeyim ve oralarda aktif roller üstlenmeye çalışıyorum. Bunun yanı sıra kariyerinin başında olan gençlere mentorlük yaparak destek vermeye çalışıyorum. Mentorluğun iş yaşamındaki önemini, kendi kariyer yolculuğumdan çok iyi biliyorum. Çok değerli mentorlarım oldu; bu deneyimlerin etkisiyle ben de mentorluk pratiğini hayatıma entegre ettim.

Öte yandan çocuklarımın gelişimi hayatımdaki en önemli konulardan biri, hatta belki de en önemlisi. En büyük arzum çocuklarımın insanlığa katkı sağlayacak bir zihin, akıl, vicdan yapısına sahip bireyler olarak büyümeleri. Klasik ebeveynlik anlayışından öte, birebir onların gelişimiyle ilgilenmeye özen gösteriyorum 

Kariyerinizde dönüm noktası olarak gördüğünüz en önemli kırılma anı neydi? Bu an, sizi nasıl dönüştürdü?

Kariyerimdeki en önemli dönüm noktası, İstanbul’a taşınma kararımdı. Bu hikayenin başrolünde ise Hakan Timur oldu. Ben aslında iş ve özel hayatımı, çok sevdiğim, doğup-büyüdüğüm şehir İzmir’de sürdürmeyi hedefliyordum. Ancak Sabancı Holding ile yaptığım görüşmeler ve bu süreçte Hakan Timur’un yönlendirmeleri, beni İstanbul’a taşınma ve Sabancı’da çalışma konusunda ikna etti. İşte bu karar, kariyerimin seyrini kökten değiştirdi.

Hakan Timur’un rehberliğiyle attığım bu adım, bana hem profesyonel hem kişisel anlamda gelişim fırsatları sundu. Kendimi gerçekleştirebildiğim, potansiyelimi daha geniş bir alanda ortaya koyabildiğim bir yolculuğun kapısını araladı.

Bilinmeyen bir yönünüz var mı? (Bir kitap yazmış olmak, müzik aleti çalmak, herhangi bir spor dalı ya da toplumu ilgilendiren bir sosyal faaliyette bulunmak gibi…)

Toplumsal fayda odaklı birçok derneğe üyeyim ve yardım projelerinde aktif roller üstlenmeye çalışıyorum. Geleceğe dair en önemli hedeflerimden biri ise, yine sosyal fayda odağında, özellikle kadınlara ve çocuklara yönelik bir sivil toplum girişimi kurmak. 

İyiliğin bulaşıcı olduğuna gönülden inanan bir insan olarak bu hayalimi bir gün mutlaka gerçekleştireceğime inanıyorum. 

Ekibinize alacağınız kişilerde nelere dikkat edersiniz?

Ekibimize katılacak kişilerde öncelikle öğrenmeye açık olmalarına, merakla yaklaşmalarına ve birlikte üretme heyecanı taşımalarına dikkat ediyorum. Farklı bakış açılarına sahip olan, bu farklılıkları değerli gören, paylaşımcı ve açık iletişimden beslenen bir ekip kültürünü benimsiyoruz.

Bir diğer önemli konu da tutku. Ben işine, hedeflerine tutkuyla bağlı bir liderim ve ekibimin de aynı tutkuya taşımasını çok kıymetli buluyorum. 

Unvanlardan bağımsız, birbirinden ilham alan bir çalışma ortamı bizim için vazgeçilmez. Toksik ilişkilerin olmadığı, güven ve saygı temelli bir ekip ortamı yaratmak önceliğimiz. İyi ve vicdanlı insanlar olmak, birlikte öğrenmek ve empati içinde gelişmek bizim için çok önemli. 

Ekibimdeki arkadaşlarımın teknolojiye ilgili olmalarını, gelişmeleri yakından takip etmelerini ve bu bilgileri iş ve özel hayatlarında etkin şekilde kullanabilmelerini bekliyorum.

Ayrıca, dayanıklılık (resilience) kavramını da çok önemsiyorum. İş hayatında zorluklarla karşılaştığında yılmayan, motivasyonunu koruyan ve idealleri doğrultusunda çalışmaya devam eden kişilerle birlikte üretmek bana büyük ilham veriyor.

Sizce satış dahil hayatın her alanında kadın-erkek dengesinin sağlanması neleri değiştirebilir?

Açıkça söylemek gerekirse ben iş hayatım boyunca cam tavanlarla doğrudan karşılaşmadım. Ancak bu kişisel deneyim, iş dünyasında kadınlar için cam tavanların mevcut olmadığı anlamına gelmiyor. Son yıllarda kadınlar iş dünyasında güç kazanıyor olsa da, ne yazık ki hâlâ birçok sektörde — özellikle teknoloji gibi erkek egemen alanlarda — bu görünmez engeller var.

Diğer taraftan kadın-erkek dengesinin sağlandığı bir iş ortamı, sadece adalet ve eşitlik açısından değil, aynı zamanda kurumların sürdürülebilir başarısı açısından da kritik öneme sahip. Çeşitliliğin olduğu ekiplerde farklı bakış açıları, deneyimler ve düşünce tarzları bir araya geliyor; bu da inovasyondan problem çözmeye kadar pek çok alanda performansı artırıyor. 

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlandığı organizasyonlar sadece finansal değil, aynı zamanda kültürel olarak da daha güçlü oluyor.  Bu yüzden kadın-erkek dengesi, toplumsal kalkınmanın ve sağlıklı kurum kültürünün vazgeçilmez bir parçası. Eşit temsili, yalnızca bir etik değer olarak değil, şirketlerin uzun vadeli başarısının doğal bir gerekliliği olarak görmek gerektiğine inanıyorum. 

Kendi kariyer yolculuğumda bu açıdan kendimi şanslı hissediyorum. Hep kadın-erkek dengesine önem veren şirketlerde çalıştım ve cinsiyetim nedeniyle doğrudan bir engelle karşılaşmadım. Ancak bu şansın herkes için geçerli olabilmesi için eşitlikçi yapıların yaygınlaşması gerektiğine inanıyorum. 

Öğrencilere kariyer yolculuklarında neler tavsiye edersiniz?

Henüz yolun başında olan genç arkadaşlarımıza, öncelikle kendilerine inanmalarını ve inandıkları değerlere tutkuyla bağlı olmalarını tavsiye edebilirim. Meraklarını her daim canlı tutsunlar ve öğrenmeye ve gelişmeye olan isteklerini hiçbir zaman kaybetmesinler. Karşılarına çıkan fırsatları değerlendirirken cesur olmaları ve farklı deneyimlerden çekinmemeleri, onlara büyük avantaj sağlayacaktır. Çünkü gelişim, çoğu zaman konfor alanının dışına çıkmakla başlar. Ezber bozmaktan, sorgulanmayanı sorgulamaktan hiç çekinmesinler.  

Ayrıca, teori ile pratiğin her zaman birebir örtüşmediğini unutmamalılar. Üniversite hayatları boyunca staj yaparak, projelerde yer alarak ya da farklı iş deneyimleriyle kendilerini keşfetmeye çalışsınlar. Bu süreç hem potansiyellerini görmelerine hem de gerçek anlamda ne istediklerini anlamalarına yardımcı olacaktır.

Sevdiğiniz bir kitaptan beğendiğiniz bir paragrafı bizimle paylaşabilir misiniz?

Simon Sinek’in kaleme aldığı Start With Why, benim için birçok şeyi sorgulatan bir kitap oldu. “İnsan davranışını etkilemenin yalnızca iki yolu vardır: onu manipüle edebilir ya da ona ilham verebilirsiniz” diyor Sinek ve adım atmaya başlamak için “Neden?” sorusuna yönlendiriyor. Çok doğru bir soru. Aslında her şey, yaptığımız işin arkasındaki ‘neden’i anlamakla başlıyor ve kesinlikle bunu anlatabilen liderler ilham veriyor. Kitapta örneklerle verilen mesajların, kalıcı başarı yolunda ufuk açıcı olduğunu düşünüyorum.

SALES NETWORK Topluluğu’nu başkalarına nasıl anlatırsınız?

Sales Network’ü, satış profesyonellerine ilham veren ve ortak değerler etrafında buluşturan güçlü bir sinerji alanı olarak görüyorum. Sadece sektörel bilgi paylaşımını değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik ve toplumsal eşitlik gibi evrensel konuları da gündeme taşıması, satış dünyasına önemli bir katkı ve anlamlı bir katma değer sunuyor.

Sales Network’ün bu çok boyutlu yaklaşımı, topluluğu sadece bir bilgi kaynağı değil, aynı zamanda dönüşüm yaratan bir etkileşim alanı haline getiriyor.

SN Leaders Club

Gül Sağır Aydın

TurkNet, Chief Growth Officer

Paylaşma Seçenekleri

Diğer Röportajlar

Röportaj

04.03.2026

Banu Saraç Baktır: Bir şeyi nasıl yaptığın her şeyi nasıl yaptığını anlatır.

“Bir şeyi nasıl yaptığın her şeyi nasıl yaptığını anlatır.” sözüne gönülden katılırım. Ekibime başlayacak kişilerdeki kültürel uyumluluğa bu kadar özen göstermemin temelinde de aslında bu söz yatıyor. Günlük hayattaki küçük alışkanlıkların kişinin zaman yönetimine, disiplinine, değerlerine yönelik büyük ipuçları sakladığını düşünürüm.

Röportaj

25.02.2026

Mert Birlik: Profesyonel gelişim ve network oluşturma için mükemmel bir platform.

Profesyonel gelişim ve network oluşturma için mükemmel bir platform. Benim de mentorluk yaptığım bu topluluk, satış profesyonellerinin bilgi ve tecrübelerini paylaştığı, kariyer gelişimini destekleyen bir topluluk.

Topluluğumuza Katılın!

Daha iyi bir dünyayı birlikte tasarlamak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

People Icon

Saygın ve Güçlü
Üyeler

Content Icon

İlham Veren
İçerikler

Communication Icon

Çok Yönlü
Etkileşim

Hemen Katıl